Son Yazılarım
Kategorilerim
- Arabesk muzik dinle-genel-
- Ask Hikayeleri
- Atasozleri Sozlugu
- Ataturk_ve_hayati
- avrupa yakasi burhan youtube izle indir
- baris akarsu bedava mp3 indir full album download
- bedava mp3 indir
- biyografi edebiyat turkce kitap ozeti
- burak kut bedava mp3 indir full album download
- canli video izle
- cep telefonlari
- Cep Telefonu Temalari
- cografya_turkiye-ders-
- dini bilgiler islam
- Diyet ve kilo verme yontemleri
- download album full bedava mp3 nil karaibrahimgil
- ferdi tayfur bedava mp3 indir full album download
- Fikralar-eglence-komedi
- Fizik Kimya Biyoloji ders anlatimi
- Gulben Ergen bedava mp3 indir
- gullu arabesk mp3 dinle indir
- gullu-bedava-mp3-indir-yukle-melodi
- gulsen mp3 indir full album bedava
- guzel sozler ask-damar-anlamli-bayram mesajlari
- Hande Yener bedava mp3 indir full album download
- iman-islamiyet-
- kitap_inceleme_ozetleri
- knight online Edana Pathos vs
- Koca Kafalar Komedi video izle
- mahsun kirmizigul bedava mp3 indir full album
- Makaleler ve serbest yazilar
- matematik-ders-
- motorlu araclar-otomobiller
- msn-messenger
- muslum gurses bedava mp3 indir
- Muslum Gurses muzik dinle
- mustafa sandal full album indir bedava mp3
- Namaz ve onemi
- paris hilton video izle
- Peygamberimiz Hz-Muhammed
- resimler_galerisi
- rober hatemo mp3 indir
- Saglik
- sagopa kajmer
- sibel can bedava mp3 indir full album download
- siirler
- SOHBET
- Tarih-ders-
- Turkce ve Edebiyat
- Videolar
- wallpaper duvar kagidi temalar indir
- Yemek Tarifleri corbalar zeytinyagli
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Eski Bir Aşk
25/10/2007 · Kategori: Ask Hikayeleri
''bir şehri sevmekle başlıyordu her şey...''
Vakit gece. Gündüz ışıl ışıl olan şehir, artık karanlığa bürünmüştü.
Her yerde sessizlik hakimdi. Cırcır böceklerinin sesi geceyi
kaplıyordu. O sessizlik içinde bizlere ninni söylüyorlardı. Artık
herkes günün yorgunluyla yatak odalarına çekilmiş, uykuya dalmıştı. Ama
biri hariç...
Yeşil ile sarının, pembe ile mavinin, bin bir tonunu barındıran güzelim
Burdur'da gece yarısı bu adam ne yapıyordu yalnız başına? Belki bin bir
umutla gittiği memleketinden büyük bir hüsranla dönüyordu; belki de
âşıktı. Ama gurbetten geldiği kesindi. Çünkü az önce bavuluyla
otobüsten indi. Yüzünde yılların, bedeninde de gurbet yorgunluğu; biraz
da hasta bir hali vardı. Dönüş bileti cebindeydi. Ya geldiği şehre geri
dönecek ya da ölünceye dek Burdur'da kalacaktı. Karar veremiyordu. O
kadar çaresizdi ki... Çünkü sevgisi yanında yalnızlığını ve korkusunu
da getirmişti. Yorgundu ve uyumak istiyordu. Uyuyacak bir yer aradı.
Cadde boyunca yürümeye başladı. Cumhuriyet Parkı'na geldiğinde
yanındaki bir banka uzandı ve derin bir uykuya daldı. Beş on dakika
sonra sayıklamaya başladı. Bütün park onun dediklerini dinliyordu
gecenin sessizliğinde.
Sabah olmuştu. Otobüs, araba ve insan sesleriyle uyuduğu yerden kalktı
ve Burdur’a baktı. Görmeyeli epey değişmişti. Ama bütün güzelliği yine
üstündeydi. Burdur’u çok özlemişti. Adam istedi ki onu hemen tanıyıp
özlemle boynuna sarılsın. Fakat o ilgisiz gibiydi.Bu yüzden adam
alındı, dönmeyi düşündü.Nasıl olurdu da Burdur onu tanımazdı?Neyse ki
ayak-
ları gitmedi. Aşkı ağır bastı. Aradan uzun zaman geçmişti. Sordu,
tanımıştı. Yavaşça gülümsedi Burdur. Yanaklarında gamzeler belirdi.
Gölüyle gülüyle ne kadar da güzeldi! Hem de bunca yaşına karşın!
Dayanamıyordum artık. Kimdi bu adam? Ne yapıyordu buralarda, neden bir
şeyler aramakta gibiydi? Yanına gidip sordum, soruşturdum.
Adamın çocukluyla delikanlılığı burada geçmişti, gençliği ise gurbette,
uzak bir şehirde. Yaşlılığını Burdur'da tüketmek niyetindeydi. Ama o
istemezse çekip gidebilirdi. Baktı, Burdur dişice gülüyordu. Sanki onun
kalması için can atıyordu.
Doktor,''Burdur'a gitme, kalbin artık o sevgiyi taşıyamaz!'' demiş.
Öyleyken O dayanamamış, kalkıp özlemle buralara gelmiş. Halbuki, orada
kalsaydı, sağlıklı, dingin bir yaşam sürecekti.
Adamın aklı karışıktı. Orada kalsaydı daha mı iyi olurdu? Ama onun
Burdur aşkı yüreğini öyle bir kaplamıştı ki... Kekik kokulu tepelerini,
göl kıyısında batan güneşi, kırmızının her tonunda gülleri göl suyuna
serpmeyi, ufukta maviden eflatuna değişen renklerin sonsuzluğunu
seyretmeyi, çam ve toprak kokusunu öyle özlemişti ki... Burada
kalmalıydı.
Buna rağmen yine kararsızdı.
Burdur, Adamın karasızlığını, korkaklığını sezmişti. Bunu açığa vurdu.
Adam şaşırıp kızardı. Sesini çıkarmadı. Sonra, birden tutup onu Göl
dudağından öptü. Utandı yaptığından, dudağında onun tuzu gün boyunca
sarhoş gibi dolaşıp durdu. Ondan kaçmaya çalıştı. Fakat boşuna, ondan
kurtuluş yoktu. Susamlık'ta, Yeşil tepe' de, Ulucamii'de ansızın
karşısına çıkıveriyordu. İnsuyu'da, Erenardıç'ta, Bozçay'da yine
yanındaydı. Her yerde başka bir kimlik ve güzellikle görünüyordu. Hep
değişik, hep şaşırtıcı, hep güzeldi. Hem eski, hem yeniydi. Ona ayak
uydurmak kadar ayrılmak da güçtü. Burdur aşkı yanıp tutuşuyordu artık.
Burdur anladı Adam'ın düşüncelerini, dugularını. İnci dişlerini
göstererek uzun kirpiklerini açıp kapayarak güldü. Teşekkür etti. Adam
çok sevindi. Sevincinden ne yapacağını bilemez hale geldi. Hani, gelip
geçenlerden utanmasa, boynuna sarılıp al yanaklarından öpecekti. Sonra
durdu ve bir ara düşündü. Aklı yıllar önceye gitti. Şurada bir ceviz
ağacı vardı. Hani, Hatce Nene'nin evinin önünde. Tepeden tırnağa
cevizleri olurdu. Acaba ne olmuştu? Burdur, ‘’Hatırlayamadım.’’ dedi,
düşünmeksizin. Adam ağacı aramaya koyuldu. Yerinde kocaman bir apartman
gördü. Üzüntüden gözleri yaşlandı. Artık buradan Burdur Gölü ile geçen
kuşları, bilhassa ördekleri göremeyecekti. Burdur, Adam'ın
duyarlılığına şaşırdı.
Sonra gençlik günlerini hatırladı. Koşup Oluklaraltı'na gitti. Kahveye
oturdu. Cumbalı evleri, halı dokuyan teyzeleri, çaycıları, berberleri,
Mehmet Emmi'nin pişirdiği şişlerin kokusu altında seyre daldı. Gül,
kekik, ve zambak kokularını içine çekti. Çay üstüne çay içti. Sonra tam
karşısında gökyüzünün oluşturduğu açık mavi fon önünde, etekleri
sisler, dumanlar içinde olan Bozdağ Adam'a gülümser gibi duruyordu.
Adam, belki Burdur'a Göl'de değil de burada aşık
olmuştu.
Şimdi ise yıllarca ondan kalışın acısını çıkarmak istiyordu. Artık git
gide kısalan ömrünü mutlulukla, Burdur'la, doldurmak istiyordu.
Burdur, buna sevindi. Eteklerini savurarak uzaklaştı yanından. Adam
koşarak yetişti arkasından. Serin bir yayla havası havası geçti
parmaklarının arasından. Onu içine çekti iyice, ferahladı. Sonra Burdur
Gölü'ne doğru koşmaya başladı.
Artık iyice akşam olmuştu. Göl, bütün güzelliyle savrulan saçlarıyla
bir kadın vücuduna benziyordu. Sanırım Adam, Göl'ü görünce tutulmuştu
Burdur'a.
Adam cebinden dönüş biletini çıkardı, göle attı. Artık karamsarlıktan
kurtulmuştu. Uzanıp tutuverdi Burdur'un elinden. Çekti kendine,
dudağından öptü. Kalbi göğsünden fırlayacakmış gibi çarpıyordu.
Burdur'un kulağına fısıldadı:
- Artık seninim! Kimse ayıramaz seni benden! Ölüm bi...
Son sözcük boğazında kaldı. Ölüverdi Burdur'un kollarında.
Gece olmuştu artık...
Kalbimin çırpıntısından başka hiçbir şey duymuyordum. Bu boşluğu
doldurmak için etrafa kulak verdim. Burdur mırıldanıyordu. İnce ve
hafif böcek sesleri, tren düdükleri ve köpek havlamaları, birbirine
sarılarak bir ses yumağı halinde büyüyor, gecenin birçok derin ve gizli
sesleriyle karışıyor, rüzgarlara bürünüyor; baş döndürücü bir uğultu
halinde yükseliyordu.
Burdur alışık değildi ölümlere, kendini tutamıyordu. Burdur Gölü çoktan hıçkırıklara boğulmuştu...
''Yeşillerin arasında yalnız bir çocuktu
Onun kalbimdeki en güzel adı BURDUR'du.''
-SON-
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır