*sen Yoksun

25/10/2007 · Kategori: Ask Hikayeleri

Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…" diyordu yumuşak bir ses… Bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… Sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… Yalnızdım… Mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin…
Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım" derdin… Yüzüme düşen saçlarıma tuzlu göz yaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni bir gün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana… Şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… Ama göz yaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim...
Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terk etmeyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… Evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı…
Elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşların yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim...
Ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… Saatlerce o odada kaldın… Çıktığın zaman komadaydın… Doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… Seni odana götürdüler.. neydi, neden o makineleri vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… Farkında bile değildin… hep uyuyordun…
Yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… Beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… Doğum günlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… Hani son doğum gününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… Ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… Mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… Çok sinir ettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. Onu sana ben aldım atmak olmaz ki…
Hala uyanmadın… Bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…Doktorların biri gidiyor biri geliyor.. Söyledikleri hiçbir şeyi artık anlamıyorum.. Bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. Bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken
bir

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır