Son Yazılarım
Kategorilerim
- Arabesk muzik dinle-genel-
- Ask Hikayeleri
- Atasozleri Sozlugu
- Ataturk_ve_hayati
- avrupa yakasi burhan youtube izle indir
- baris akarsu bedava mp3 indir full album download
- bedava mp3 indir
- biyografi edebiyat turkce kitap ozeti
- burak kut bedava mp3 indir full album download
- canli video izle
- cep telefonlari
- Cep Telefonu Temalari
- cografya_turkiye-ders-
- dini bilgiler islam
- Diyet ve kilo verme yontemleri
- download album full bedava mp3 nil karaibrahimgil
- ferdi tayfur bedava mp3 indir full album download
- Fikralar-eglence-komedi
- Fizik Kimya Biyoloji ders anlatimi
- Gulben Ergen bedava mp3 indir
- gullu arabesk mp3 dinle indir
- gullu-bedava-mp3-indir-yukle-melodi
- gulsen mp3 indir full album bedava
- guzel sozler ask-damar-anlamli-bayram mesajlari
- Hande Yener bedava mp3 indir full album download
- iman-islamiyet-
- kitap_inceleme_ozetleri
- knight online Edana Pathos vs
- Koca Kafalar Komedi video izle
- mahsun kirmizigul bedava mp3 indir full album
- Makaleler ve serbest yazilar
- matematik-ders-
- motorlu araclar-otomobiller
- msn-messenger
- muslum gurses bedava mp3 indir
- Muslum Gurses muzik dinle
- mustafa sandal full album indir bedava mp3
- Namaz ve onemi
- paris hilton video izle
- Peygamberimiz Hz-Muhammed
- resimler_galerisi
- rober hatemo mp3 indir
- Saglik
- sagopa kajmer
- sibel can bedava mp3 indir full album download
- siirler
- SOHBET
- Tarih-ders-
- Turkce ve Edebiyat
- Videolar
- wallpaper duvar kagidi temalar indir
- Yemek Tarifleri corbalar zeytinyagli
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Giden mi yalnızdır kalan mı?
25/10/2007 · Kategori: Ask Hikayeleri
Giden mi yalnızdır kalan mı?
Giden mi kalan mı yalnızdır bilinmez demiştin, gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında...
Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin.
Bense, hissettiğim halde görmezden geldim...
Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim,
sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak
ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak
uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere,
bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe...
Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle...
İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde... diye yazmıştın...
O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca
yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin,
gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o
kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu...
Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne
yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların
yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum...
Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor
ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk...
Giden mi yalnızdır kalan mı?
Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim...
Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni
düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi
saplanıyordu yüreğime...
Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk...
Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin
o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni
görüyordum...
Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana
sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız
olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında
olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu... Ama bilirsin, içimden
gelen o seslere inanmayı sevmem ben...
O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim.
Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara...güvenmek istemem...
Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur...
İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine...
Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin.
Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini
sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre...
Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım...
Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam.
Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma...
Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin.
Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim...
Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye...
Yalnızım işte...bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında...
Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı.
Sensiz kalmak bana çok şey öğretti...
İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu...
Gidendir yalnız kalan sevdiğim...
Yalnız değilsin, biliyorum.
Yalnızım, görüyorsun...
İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde
hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken,
senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar
beni yaşamadığını çok iyi biliyorum...
Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç
yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir
başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem...
Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum...
Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım.
Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek
başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez
insanlarla birlikte olduğunun farkındayım.
Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla...
Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun
soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve
sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık,
durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben
olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda...
Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en
yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim...
Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum...
Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan...
Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden...
Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden:
“Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı
içimde...korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu
kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle
dolmak...yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile
durduramıyor içimde sana doğru akan seli...iki düşünüp bir yazıyorum
her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun
artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde
hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte... içimdeki yerini zor
fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın
olacak... gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan
zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin
anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan... inan
ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük... en büyük
farkları; içimdeki... benim dünyamda herkes olması gereken yerde,
hakkettiği gibi...
Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni... Tarifi olmayan duygularımla
sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum...”
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır