Son Yazılarım
Kategorilerim
- Arabesk muzik dinle-genel-
- Ask Hikayeleri
- Atasozleri Sozlugu
- Ataturk_ve_hayati
- avrupa yakasi burhan youtube izle indir
- baris akarsu bedava mp3 indir full album download
- bedava mp3 indir
- biyografi edebiyat turkce kitap ozeti
- burak kut bedava mp3 indir full album download
- canli video izle
- cep telefonlari
- Cep Telefonu Temalari
- cografya_turkiye-ders-
- dini bilgiler islam
- Diyet ve kilo verme yontemleri
- download album full bedava mp3 nil karaibrahimgil
- ferdi tayfur bedava mp3 indir full album download
- Fikralar-eglence-komedi
- Fizik Kimya Biyoloji ders anlatimi
- Gulben Ergen bedava mp3 indir
- gullu arabesk mp3 dinle indir
- gullu-bedava-mp3-indir-yukle-melodi
- gulsen mp3 indir full album bedava
- guzel sozler ask-damar-anlamli-bayram mesajlari
- Hande Yener bedava mp3 indir full album download
- iman-islamiyet-
- kitap_inceleme_ozetleri
- knight online Edana Pathos vs
- Koca Kafalar Komedi video izle
- mahsun kirmizigul bedava mp3 indir full album
- Makaleler ve serbest yazilar
- matematik-ders-
- motorlu araclar-otomobiller
- msn-messenger
- muslum gurses bedava mp3 indir
- Muslum Gurses muzik dinle
- mustafa sandal full album indir bedava mp3
- Namaz ve onemi
- paris hilton video izle
- Peygamberimiz Hz-Muhammed
- resimler_galerisi
- rober hatemo mp3 indir
- Saglik
- sagopa kajmer
- sibel can bedava mp3 indir full album download
- siirler
- SOHBET
- Tarih-ders-
- Turkce ve Edebiyat
- Videolar
- wallpaper duvar kagidi temalar indir
- Yemek Tarifleri corbalar zeytinyagli
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Duygu Hırsızı
25/10/2007 ·
Duygu Hırsızı
Bir yürür ki, “Dünyayı ben yarattım” havasında… Bakışlar dersen, “Seni
zavallı insan, çekil önümden!” ifadesini bariz ortaya koymaktadır.
Nike'ın tüm yeni ürünlerini podyum edasında üzerinde taşır. Ray-Ban
gözlükleri olmadan eksik hisseder kendisini… Babasının bilmem kaçıncı
doğum günü hediyesi olan Jaguar marka otomobiline kuruldu mu padişahın
tahtındadır, ferman onundur! Zavallı Emir, istediği her şeyi elde
edebileceğini düşüne dursun, önemli bir eksikliğinin farkında değildir;
“duygu!”
Etrafından eksik olmayan alkışçı gençlik, Emir'in ego tatmin
göstergesini tavan seviyesine taşır. Kızlar O'nun için pervanedir. Bu
bollukta bir tanesine bağlanıp kalmayı esaret kabul eder. Her hafta
başka bir kızla görülür kentin “Elit(?)” mekanlarında… Fakülte
koridorlarında “Karizmaya bak!” dercesine kendisini izleyen gözler hiç
eksik değildir.
Nisan, uykudaki doğaya yaşam busesini kondurmuş, bahar kendini
hissettirmeye başlamıştır. İpeksi kanatlı kelebeklerin rengarenk
çiçeklerle vuslat zamanıdır. Kampus alanındaki iğde ağaçları, doğal
mutluluk taşır kokusunu hissedenlere… Bir, nisan sabahıdır; Emir,
fakülte kantininden içeri girer ve gözler O'na doğru çevrilir.
Kendinden emin adımlarla her zaman oturduğu masaya doğru adımlarken
birden dengesini kaybeder ve… Arkadaşları tarafından kaldırılan Emir
ile arkadaşı Soner arasında şu konuşma geçer:
- Abi ne yaptın sen?
- Birader bana sakın görmediğini söyleme…
- Neyi abi?
- Yahu birader, şu ikinci masada oturan kızdan bahsediyorum!
- Evet abi, güzel kız…
- Ne güzeli dostum, daha önce bu kadar güzel birini görmemiştim; kızı görünce dengemi kaybettim!
- Anlaşıldı abi, anlaşıldı…
- Dalga geçme lan!
- Ha ha ha! Hayırdır Emir, bir bakışta aşk mı?
- Ne aşkı olum! Kız güzel, hafta bitmeden avucumdadır.
- Ah be Emir, hiç akıllanmayacaksın değil mi?
- Eeee, uzatma daha…!
Emir, fakülte istihbaratını harekete geçirip, dengesini allak bullak
eden kız hakkında bilgi toplamakta gecikmez. Bir emekli kızıdır Duygu!
Daha önce başarısı sayesinde birkaç kurumdan aldığı burslarla Marmara
Üniversitesi'nde okumaktadır. Fakat üç ay önce babasını kaybeder.
Kardeşi olmadığı için hem annesini yalnız bırakmak istemez, hem de
İstanbul'da öğrenci olmanın maliyetli olduğunu düşünerek memleketi
Kayseri'ye, annesinin yanına dönmeye karar verir. Erciyes
Üniversitesi'ne yatay geçiş yapar ve yeni üniversitesindeki ilk gününde
Emir tarafından fark edilir.
Emir gerekli bilgileri aldıktan sonra yeni avını kapanına düşürmek için
harekete geçer. Bir saat, belki bir gün, bilemedin bir hafta sonra
Duygu'yu elde edeceğinden emindir. Duygu ufukta görülür; kitaplarını
sıkı sıkı göğsünde sarmalamış, sakin adımlarla fakülteye doğru
yürümektedir. Emir, ukalalığın had safhasında bir ses tonuyla seslenir:
- Buraya baksana biraz!
Duygu için hayatında tek bir özel insan vardır: annesi! Duymazdan gelir sesi; yürümeye devam eder…
- Sana diyorum, bana bak!
Yine cevap yok… Emir koşarak Duygu'nun kolundan tutar ve o anda esaslı
bir tokat yer! Hayatının ilk tokadını yemiştir Emir; ilk defa
reddedilmiştir. Kendisini izleyen arkadaşlarının yanına gider ve
söylenir: “Bunun hesabı sorulacaktır!” Soner, “Emir n'oldu, hesap
tutmadı mı?” diyerek bıyık altından güler. “Get lan! O, daha benim kim
olduğumu bilmiyor!” diyerek yenilmişliğini örtbas etmeye çalışır.
Emir, Duygu'ya ukalaca yaklaşmaya bir ay kadar devam eder fakat sonuç
değişmez. Arkadaşlarına rezil olmuş, kendine olan güveni zedelenmiştir.
Ama yıllardır oturduğu krallık tahtını kimseye kaptırmaya da niyetli
değildir. Farklı yollar denemeye karar verir. Bir sabah Duygu'nun
oturacağı sıranın altına beyaz bir gül ve küçük bir not bırakır. Duygu,
derste fark ettiği gülü alıp üzerindeki notu hayretle okur: “Sanırım
sana haksızlık ettim, her şey için üzgünüm. Bugüne kadar ne istediysem,
hangi kızı beğendiysem elde ettim. Ama hayatımda ilk defa aşık oldum.
Senden hiçbir beklentim yok, bu gül ve notu da senden özür dilemek,
ayrıca bana aşk duygusunu yaşattığın için teşekkür etmek için
bırakıyorum.”
Duygu bu jest karşısında heyecanlanır; iç dünyasında derinleşir ve
tuhaf şeyler hissetmeye başlar. Ertesi sabah Emir, Duygu'nun yanına
masumane bir tavırla yaklaşarak notta yazdıklarını sözlü olarak ifade
eder. “Duygu, bundan sonra seni asla rahatsız etmeyeceğim, fakat sana
söylemek istediğim son bir şey var; ben… ben galiba seni seviyorum!”
der ve ayrılır yanından.
Duygu iyice şaşırmıştır; içindeki heyecan giderek artmaya başlar. Her
ne kadar belli etmemeye çalışsa da artık Duygu'nun da gözleri de Emir'i
aramaktadır. Duygu, bu enteresan büyüye kendisini kaptırmamak için
direnir lakin kalbine söz geçirememektedir. Bir sabah Emir'in tezgahı
üzerine kantinde karşılaşırlar, Emir, çay teklif eder; Duygu buna hayır
diyemez. Çaylar yudumlanırken Emir hafif hareketlerle Duygu'nun
ellerine uzanır, Duygu karşı koymak istese de başarılı olmaz. “Duygu,
hayatım sen oldun! Ne gece, ne gündüz aklımdan çıkmıyorsun; sensiz
yaşayamayacağım ben, lütfen bana bir şans ver… Seninle evlenmek
istiyorum!” Evlilik, Duygu için kutsaldır ve hislerini şaha kaldıran bu
delikanlıdan böyle bu cümleyi duymak onu hayal alemine sürükler…
Artık Duygu ve Emir birliktedirler. Emir, rolünü çok iyi oynamıştır.
Arkadaşlarına istediğini elde edebileceğini kanıtlamanın gururu
içerisindedir. Duygu ise bir an önce Emir'in ailesiyle tanışmak, Emir'i
de annesiyle tanıştırmak istemektedir. Emir her seferinde bir bahaneyle
erteler bu fasılları. Bir sabah okula doğru arabayla ilerlerken Emir
ani bir frenle durdurur arabayı. “Evet küçük hanım, oyun burada biter!”
Duygu allak bullak olur, şaşkınlıkla:
- “Ne oyunu Emir, ne bitmesi?”
- “Bana attığın tokadı hatırlıyorsun değil mi?”
- “Evet ama…”
- Tamam, daha fazla konuşma, hadi in arabadan.
- Ama Emir, tüm bunlar…
- Uzatma, in hadi!
- Hani sevmiştin, evle….
- Kes ulan, defol git! Sevgi falan bilmem ben! Yaşadık bitti.
- Emir, tüm o özel anlar… ama…
- Amma uzattın ama… İstemiyorum kızım seni!
Duygu'nun dünyası başına yıkılmıştır. “Şimdi anneme ne diyeceğim,
insanların yüzüne nasıl bakacağım? Ah Duygu ahhhh! Başına ne işler
açtın!” diyerek uzun yolu yavaş yavaş adımlar. “Nasıl da inandırdı
beni! Ama asıl suç ben de, ne işim olur el alemin zengin çocuğuyla,
nasıl tahmin edemedim tüm bunların adi bir oyun olduğunu…” Önüne eğdiği
başını kaldırmadan okula gelir. İnsanların tuhaf bakışları O'nu
fazlasıyla rahatsız etmeye yetmiştir. Sanki duvarlar üzerine geliyor
gibi hisseder ve o an okulu bırakmayı düşünür fakat annesinin ısrarı
üzerine devam eder. O eski mütevazi dünyasının coşkusu kaybolmuştur.
Hayalleri bitmiştir artık; hayatı öylesine yaşayanlardan olmuştur.
Bir sabah fakültede telaşlı bir kalabalıkla karşılaşır. İnsanlar kıyıda
köşede hararetle bir şeyler konuşup, hayretle bir birlerine
bakmaktadırlar. O sırada sınıf arkadaşı Figen gelir yanına, “Duygu,
duydun mu, Emir'in böbrekleri iflas etmiş! Eğer böbrek nakli yapılmazsa
en fazla 1 ay ömrü kalmış!” Bunca yaşadıklarına rağmen gözünden
dudaklarına doğru süzülen yaşa engel olamaz. Yutkunur ve koşarak sınıfa
gider.
Emir, artık o eski Emir değildir. Diyalize bağlı devam eder onu
bekleyen ölüme ilerlemeye. Böbrek nakli için aranmadık, sorup
soruşturulmadık yer kalmaz. Doktorların verdiği tarih yaklaşmaktadır.
Emir'in yanında ailesinden başka kimse kalmamıştır. Alkışçı arkadaşları
ziyarete gelmeye bile tenezzül etmemektedirler. O eski kabarık
sevgililer listesinden bir kişi bile arayıp sormaz olur. Artık herkes
ümidi kesmiştir. Hazin son çaresizlik içerisinde beklenmektedir.
Bir sabah hemşirelerden biri koşarak odaya girer: “Müjde, isminin
açıklanmasını istemeyen birisi böbreklerinden birini Emir'e vermek
istiyor!” Odadaki herkes birbirisine bakmaktadır. Şaşkınlık ve mutluluk
kol kola yüzlere yansımıştır. Ama kimdir bu? Neden böyle bir şey ister?
Gerekli formaliteler yapıldıktan sonra böbrek nakli gerçekleşir fakat
nakil esnasında küçük bir ihmal sonucu nakledilen böbrek işlevini
yitirir. Mutluluk kısa sürmüştür Emir ve ailesi için. Durum, böbreği
bağışlayan kişiye intikal ettiğinde alınan cevap tüyleri diken diken
eder: “Henüz vakit varken diğerini alın, ama n'olur bu kez dikkatli
olun!” Nakilden önce bir not yazmıştır yaşam bağışçısı. Emir, kendine
geldiğinde hemşirenin getirdiği bu notu açıp okur: “Senin ihtiyacın
olan tek şey vardı, sana onu veriyorum: “Duygu!”…
Annesi merakla sorar için için ağlayan Emir'e
- “Oğlum n'oldu, nedir o elindeki?
Hıçkırıklar arasında cevap verir Emir:
- Belge!
- Ne belgesi oğlum?
- Hırsızlık belgesi anne, hırsızlık belgesi… Ben bir “Duygu” hırsızıyım!
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır