ilk damla

25/10/2007 · Kategori: Ask Hikayeleri

Çok uzaklarda dört yanı uçsuz bucaksız denizlerle çevrili, bir ada ülkesi varmış. Uzaktan su değirmenini andırdığı için Değirmen Adası derlermiş. Adanın kralı yaşlı bilge bir değirmenciymiş. Yolunu kaybeden gezgin denizciler ve rotasını şaşırmış korsanlar hariç pek ziyaretçisi olmazmış. Ülkesini ve değirmenci kralı seven halkın çok iyi korumasından dolayı tek bir altın paraları dahi korsan hazinesine girmemiş.
Kralın çok güzel bir kızı varmış. Saçları baÅŸak sarısı, buÄŸday tenli, baktı mı insanı alıp denizin en dibindeki havalı havalı bir saÄŸa, bir sola dans eden, o eÅŸsiz güzellikte ki yosunları hayal ettiren yemyeÅŸil gözleri varmış. Adı Bulut PrensesmiÅŸ. Yedi düvele nam salmış, prensesin yosun gözleri. Bulut prenses bunun farkında deÄŸilmiÅŸ. Çok alçakgönüllüymüş. Öyle saatlerce aynanın karşısında altın taraklarla vakit geçirmezmiÅŸ. BaÅŸkasıyla güzelliÄŸini kıyaslamadan sarayın cennet bahçesini andıran yaÅŸlı zerdali aÄŸaçları arasında gezermiÅŸ. Kimi zaman da sandal ile adanın çevresindeki küçük adacıklara gider orda ki tek ve yaÅŸlı Çömlekçi Gök Dede ’den masallar dinler, papatyalar toplar, uÄŸur böceÄŸi yakalayıp dilekler tutup uçuÅŸunu izlermiÅŸ. Ve her dilekten sonra, uçan uÄŸur böceÄŸinin arkasından bakar, huzurla gözlerini kaparmış; duası kabul olmuÅŸcasına...
Gök Dede, sadece bu küçük adada yaptığı çömleklerle herkesin takdir ettiÄŸi iyi bir ustaymış. Korsanlardan canını zor kurtarmış ve deÄŸirmen adasına sığınmış bir gemiden annesini babasını kaybeden küçük bir çocuÄŸu evlat edinmiÅŸ. Bütün hünerini, sanatını Toprak adını verdiÄŸi oÄŸluna öğretmiÅŸ. Toprak, Gök Dede ’yi babası bilirmiÅŸ. Zamanla babasından daha iyi çömlekler ve hatta heykeller yapar olmuÅŸ ve Toprak Usta adını duymayan kalmamış. Toprak ise babasını dinlemeye gelen prensese kara sevdalı ama onun bundan haberi yokmuÅŸ. Toprak;
- ” O prenses, ben ise çömlekçinin oÄŸluyum, ” dermiÅŸ. Babasından masallar dinlemeye gelen prensesi gördükçe yüreÄŸi yangın yerine dönen Toprak Usta denize atlar ve yosunların denizin en güzel canlısı benim dercesine dans ediÅŸini gördükçe kızarmış onlara;
- “ Siz Bulut Prensesin gözlerini gördünüz mü? “ dermiÅŸ. Onlarda gururlarından taviz vermeden pervasızca, ukala ukala kendilerinden daha güzel bir canlı yok, derlermiÅŸ. Bu durum Toprağı çılgına döndürürmüş. Ama Toprak Usta ümitsiz sevdasıyla kayalara verdiÄŸi ÅŸekillerle kendini avutmaya çalışırmış. Onun aÅŸkla ÅŸekil verdiÄŸi heykeller herkes tarafından beÄŸenilir olmuÅŸ.
Çömlekçi Gök Dede ’nin oÄŸlunun yaptığı heykelleri merak eden kral huzuruna çağırmış. Toprak Ustadan sarayın bahçesine bu güne kadarki en güzel heykeli yapmasını istemiÅŸ. Öyle yaa madem ustası kendi ülkesindeydi kralın, en güzel heykeli de sarayın bahçesine yaptırmalıydı. Toprak Usta kralın isteÄŸini daha duyar duymaz ne yapacağına karar vermiÅŸ. Atölyesinde dışarı çıkmadan, kimseye, babası Gök Dede ‘ye bile göstermeden dünyanın en güzel heykelini yapmaya baÅŸlamış. Kral aradan günler haftalar geçtikçe daha fazla merak eder olmuÅŸ ama sanatçıya ve sanata saygısından soramamış Toprak Ustaya,

- “ Ne heykeli yapıyorsun? ” diye. Kızına;

- “ Sen Gök Dede ’ye masallar dinlemeye gidiyorsun ordayken bak bakalım sarayımızın bahçesine ne heykeli yapılıyor? “ demiÅŸ.

Prenses kendisinin de çok merak ettiği heykeli bir an önce görmek için atölyeye gitmiş.
Toprak Usta bunlardan habersiz büyük bir titizlikle ve sadece yosunlara söylediği ama onların en güzel canlı benim demekte ısrar etmelerine kızdıkça öfkesini sevdasıyla yoğurup heykeli nakış gibi işlemeye devam ediyormuş. Yosunlar prensesi görmedikleri sürece bu iddialarından vazgeçmeyeceklerini düşünür dururmuş ama bunu nasıl yapacağını kendiside bilmiyormuş.
Prenses atölyenin önüne geldiÄŸinde içerde Gök Dede‘nin oÄŸlunun heykel için çalıştığını görmüş. Kimsenin olmadığını farkedince içeri girmiÅŸ. Prenses, Toprak Usta ile göz göze gelmiÅŸ ama bu Toprak Ustanın bittiÄŸi anmış. Prenses, Toprak Ustanın yaptığı heykelin kendisi olduÄŸunu farkedince ÅŸaşırıp kalmış. Ve o an anlamış Toprak Ustanın kendisine aşık olduÄŸunu. Soramadan edememiÅŸ;

- “ Dünyanın en güzel ÅŸeyi ben miyim ki benim heykelimi yaptın? Toprak Usta artık dayanamıyormuÅŸ ve sırrının açığa çıkması ile kaybedeceÄŸi hiçbir ÅŸeyde kalmamış.

- “ Evet, sensin prensesim ama bunu bir tek yosunlara anlatamadım, artık onlarda bu güzelliÄŸi görsün artık ,” deyip denize dalmış. Prenses Bulut, Toprak Ustanın ne yapmak istediÄŸini anlamadan beklemiÅŸ.
Toprak Usta denizden yosunları topladığı gibi bir çırpıda çıkıp atmış prensesin önüne. Prenses ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş. Dayanamamış sormuş.
O da;
- “ Yosunları bu güzelliÄŸi görüpte denizin dibinde öyle havalı havalı bir saÄŸa bir sola dans etmesinler diye topladım. ” O güne kadar, en güzel canlı olduÄŸunu iddia eden yosunların rengi atıverir ve kurt yemiÅŸ yapraÄŸa dönerler ve bugünkü ÅŸeklini alırlar; cansız ve ruhsuz. Yosunlar bu eÅŸsiz gözlerin güzelliÄŸinde kaybolur giderler. Ve bir daha güzellik iddiasında deÄŸil bulunmak canlarının bağışlanması için yalvarmışlar, Toprak Ustaya;

- “ Tekrar bizi denize at, ” diye. Ve o gün bu gündür güzellikte nice kraliçelere ve prenseslere güzellik ürünü olarak hizmet etmek sözünü vererek yaÅŸamlarına denizin en dibinden çıkmamak üzere izin vermiÅŸ...
Kendilerini güzelleştirmeye adamışlar. Toprak Usta denizin derinliklerinden yosunlarla yükselirken vurgun yemiş ama o aşkla prensesin yanında buluvermiş kendini... Prensesin gözlerinden mi? Yoksa denizden mi? Bilinmez vurgun yediği. Bilinen bir gerçek o günden sonra Toprak Ustanın bir daha gözlerini açamadığı...
Bu durum karşısında Bulut Prenses gözlerini açmadan yerde yatan Toprak Ustanın başını kollarına almış ve kendisi için canını hiçe sayan bu âşık karşısında gözlerinden sadece bir damla yaş akmış önce. Yanaklarından süzülüp çenesinden kayan bu ilk damla yaş düşmüş Toprak Ustanın tam kalbinin üstüne. Prenses Toprak Ustanın cansız bedenine sımsıkı sarılıp başlamış iki gözü iki çeşme ağlamaya. Ve o an taş kesilmişler. Gök Dede içeri girdiğinde prensesle oğlunun birbirine sarılmış taş bedenlerini gördüğünde öyle bir gürlemiş ki yedi cihan duymuş. Bu sesten deniz yükselmiş dalgalar oluşmuş ve küçük adayı yutuvermiş...
Ve derler ki her gök gürlemesinde çömlekçi Gök Dede ’nin sesidir o aslında ve buluttan düşen ilk damla prensesin gözyaşıdır ve düşer toprağın tam kalbine...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır