Son Yazılarım
Kategorilerim
- Arabesk muzik dinle-genel-
- Ask Hikayeleri
- Atasozleri Sozlugu
- Ataturk_ve_hayati
- avrupa yakasi burhan youtube izle indir
- baris akarsu bedava mp3 indir full album download
- bedava mp3 indir
- biyografi edebiyat turkce kitap ozeti
- burak kut bedava mp3 indir full album download
- canli video izle
- cep telefonlari
- Cep Telefonu Temalari
- cografya_turkiye-ders-
- dini bilgiler islam
- Diyet ve kilo verme yontemleri
- download album full bedava mp3 nil karaibrahimgil
- ferdi tayfur bedava mp3 indir full album download
- Fikralar-eglence-komedi
- Fizik Kimya Biyoloji ders anlatimi
- Gulben Ergen bedava mp3 indir
- gullu arabesk mp3 dinle indir
- gullu-bedava-mp3-indir-yukle-melodi
- gulsen mp3 indir full album bedava
- guzel sozler ask-damar-anlamli-bayram mesajlari
- Hande Yener bedava mp3 indir full album download
- iman-islamiyet-
- kitap_inceleme_ozetleri
- knight online Edana Pathos vs
- Koca Kafalar Komedi video izle
- mahsun kirmizigul bedava mp3 indir full album
- Makaleler ve serbest yazilar
- matematik-ders-
- motorlu araclar-otomobiller
- msn-messenger
- muslum gurses bedava mp3 indir
- Muslum Gurses muzik dinle
- mustafa sandal full album indir bedava mp3
- Namaz ve onemi
- paris hilton video izle
- Peygamberimiz Hz-Muhammed
- resimler_galerisi
- rober hatemo mp3 indir
- Saglik
- sagopa kajmer
- sibel can bedava mp3 indir full album download
- siirler
- SOHBET
- Tarih-ders-
- Turkce ve Edebiyat
- Videolar
- wallpaper duvar kagidi temalar indir
- Yemek Tarifleri corbalar zeytinyagli
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
ilk damla
25/10/2007 · Kategori: Ask Hikayeleri
Çok uzaklarda dört yanı
uçsuz bucaksız denizlerle çevrili, bir ada ülkesi varmış. Uzaktan su
değirmenini andırdığı için Değirmen Adası derlermiş. Adanın kralı yaşlı
bilge bir değirmenciymiş. Yolunu kaybeden gezgin denizciler ve rotasını
şaşırmış korsanlar hariç pek ziyaretçisi olmazmış. Ülkesini ve
değirmenci kralı seven halkın çok iyi korumasından dolayı tek bir altın
paraları dahi korsan hazinesine girmemiş.
Kralın çok güzel bir kızı varmış. Saçları başak sarısı, buğday tenli,
baktı mı insanı alıp denizin en dibindeki havalı havalı bir sağa, bir
sola dans eden, o eşsiz güzellikte ki yosunları hayal ettiren yemyeşil
gözleri varmış. Adı Bulut Prensesmiş. Yedi düvele nam salmış, prensesin
yosun gözleri. Bulut prenses bunun farkında değilmiş. Çok
alçakgönüllüymüş. Öyle saatlerce aynanın karşısında altın taraklarla
vakit geçirmezmiş. Başkasıyla güzelliğini kıyaslamadan sarayın cennet
bahçesini andıran yaşlı zerdali ağaçları arasında gezermiş. Kimi zaman
da sandal ile adanın çevresindeki küçük adacıklara gider orda ki tek ve
yaşlı Çömlekçi Gök Dede ’den masallar dinler, papatyalar toplar, uğur
böceği yakalayıp dilekler tutup uçuşunu izlermiş. Ve her dilekten
sonra, uçan uğur böceğinin arkasından bakar, huzurla gözlerini
kaparmış; duası kabul olmuşcasına...
Gök Dede, sadece bu küçük adada yaptığı çömleklerle herkesin takdir
ettiği iyi bir ustaymış. Korsanlardan canını zor kurtarmış ve değirmen
adasına sığınmış bir gemiden annesini babasını kaybeden küçük bir
çocuğu evlat edinmiş. Bütün hünerini, sanatını Toprak adını verdiği
oğluna öğretmiş. Toprak, Gök Dede ’yi babası bilirmiş. Zamanla
babasından daha iyi çömlekler ve hatta heykeller yapar olmuş ve Toprak
Usta adını duymayan kalmamış. Toprak ise babasını dinlemeye gelen
prensese kara sevdalı ama onun bundan haberi yokmuş. Toprak;
- ” O prenses, ben ise çömlekçinin oğluyum, ” dermiş. Babasından
masallar dinlemeye gelen prensesi gördükçe yüreği yangın yerine dönen
Toprak Usta denize atlar ve yosunların denizin en güzel canlısı benim
dercesine dans edişini gördükçe kızarmış onlara;
- “ Siz Bulut Prensesin gözlerini gördünüz mü? “ dermiş. Onlarda
gururlarından taviz vermeden pervasızca, ukala ukala kendilerinden daha
güzel bir canlı yok, derlermiş. Bu durum Toprağı çılgına döndürürmüş.
Ama Toprak Usta ümitsiz sevdasıyla kayalara verdiği şekillerle kendini
avutmaya çalışırmış. Onun aşkla şekil verdiği heykeller herkes
tarafından beğenilir olmuş.
Çömlekçi Gök Dede ’nin oğlunun yaptığı heykelleri merak eden kral
huzuruna çağırmış. Toprak Ustadan sarayın bahçesine bu güne kadarki en
güzel heykeli yapmasını istemiş. Öyle yaa madem ustası kendi
ülkesindeydi kralın, en güzel heykeli de sarayın bahçesine
yaptırmalıydı. Toprak Usta kralın isteğini daha duyar duymaz ne
yapacağına karar vermiş. Atölyesinde dışarı çıkmadan, kimseye, babası
Gök Dede ‘ye bile göstermeden dünyanın en güzel heykelini yapmaya
başlamış. Kral aradan günler haftalar geçtikçe daha fazla merak eder
olmuş ama sanatçıya ve sanata saygısından soramamış Toprak Ustaya,
- “ Ne heykeli yapıyorsun? ” diye. Kızına;
- “ Sen Gök Dede ’ye masallar dinlemeye gidiyorsun ordayken bak bakalım sarayımızın bahçesine ne heykeli yapılıyor? “ demiş.
Prenses kendisinin de çok merak ettiği heykeli bir an önce görmek için atölyeye gitmiş.
Toprak Usta bunlardan habersiz büyük bir titizlikle ve sadece yosunlara
söylediği ama onların en güzel canlı benim demekte ısrar etmelerine
kızdıkça öfkesini sevdasıyla yoğurup heykeli nakış gibi işlemeye devam
ediyormuş. Yosunlar prensesi görmedikleri sürece bu iddialarından
vazgeçmeyeceklerini düşünür dururmuş ama bunu nasıl yapacağını
kendiside bilmiyormuş.
Prenses atölyenin önüne geldiğinde içerde Gök Dede‘nin oğlunun heykel
için çalıştığını görmüş. Kimsenin olmadığını farkedince içeri girmiş.
Prenses, Toprak Usta ile göz göze gelmiş ama bu Toprak Ustanın bittiği
anmış. Prenses, Toprak Ustanın yaptığı heykelin kendisi olduğunu
farkedince şaşırıp kalmış. Ve o an anlamış Toprak Ustanın kendisine
aşık olduğunu. Soramadan edememiş;
- “ Dünyanın en güzel şeyi ben miyim ki benim heykelimi yaptın? Toprak
Usta artık dayanamıyormuş ve sırrının açığa çıkması ile kaybedeceği
hiçbir şeyde kalmamış.
- “ Evet, sensin prensesim ama bunu bir tek yosunlara anlatamadım,
artık onlarda bu güzelliği görsün artık ,” deyip denize dalmış. Prenses
Bulut, Toprak Ustanın ne yapmak istediğini anlamadan beklemiş.
Toprak Usta denizden yosunları topladığı gibi bir çırpıda çıkıp atmış
prensesin önüne. Prenses ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş. Dayanamamış
sormuş.
O da;
- “ Yosunları bu güzelliği görüpte denizin dibinde öyle havalı havalı
bir sağa bir sola dans etmesinler diye topladım. ” O güne kadar, en
güzel canlı olduğunu iddia eden yosunların rengi atıverir ve kurt yemiş
yaprağa dönerler ve bugünkü şeklini alırlar; cansız ve ruhsuz. Yosunlar
bu eşsiz gözlerin güzelliğinde kaybolur giderler. Ve bir daha güzellik
iddiasında değil bulunmak canlarının bağışlanması için yalvarmışlar,
Toprak Ustaya;
- “ Tekrar bizi denize at, ” diye. Ve o gün bu gündür güzellikte nice
kraliçelere ve prenseslere güzellik ürünü olarak hizmet etmek sözünü
vererek yaşamlarına denizin en dibinden çıkmamak üzere izin vermiş...
Kendilerini güzelleştirmeye adamışlar. Toprak Usta denizin
derinliklerinden yosunlarla yükselirken vurgun yemiş ama o aşkla
prensesin yanında buluvermiş kendini... Prensesin gözlerinden mi? Yoksa
denizden mi? Bilinmez vurgun yediği. Bilinen bir gerçek o günden sonra
Toprak Ustanın bir daha gözlerini açamadığı...
Bu durum karşısında Bulut Prenses gözlerini açmadan yerde yatan Toprak
Ustanın başını kollarına almış ve kendisi için canını hiçe sayan bu
âşık karşısında gözlerinden sadece bir damla yaş akmış önce.
Yanaklarından süzülüp çenesinden kayan bu ilk damla yaş düşmüş Toprak
Ustanın tam kalbinin üstüne. Prenses Toprak Ustanın cansız bedenine
sımsıkı sarılıp başlamış iki gözü iki çeşme ağlamaya. Ve o an taş
kesilmişler. Gök Dede içeri girdiğinde prensesle oğlunun birbirine
sarılmış taş bedenlerini gördüğünde öyle bir gürlemiş ki yedi cihan
duymuş. Bu sesten deniz yükselmiş dalgalar oluşmuş ve küçük adayı
yutuvermiş...
Ve derler ki her gök gürlemesinde çömlekçi Gök Dede ’nin sesidir o
aslında ve buluttan düşen ilk damla prensesin gözyaşıdır ve düşer
toprağın tam kalbine...
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır